Posts Tagged ‘sağlık’

Demir gibi demirhindi!

Cuma, Haziran 25th, 2010
demirhindi

demirhindi

Bu çok fiyakalı isme sahip bitki ile tanışmam, bir ahbabımın bana tavsiyesi ile oldu. Her Eminönü’ne gittiğimde demirhindi şerbeti içiyorum dedi. Hacıbekir şekercisinde satıldığını öğrendim ve Eminönü’ne ayak basar basmaz oraya doğru seğirttim. Ekşimik bir tadı olan bu şerbet arkadaşımın söylediği gibi beni demir gibi yapmadı ama daha sonra bir çok faydasının olduğunu öğrendim. Bu faydalardan en çarpıcı olanı solucan döktürücü özelliği. Aktarlarda kuru olarak satılan bitkiyi kaynatarak şerbet yapabiliyorsunuz. Ama sadece şerbet olarak tüketildiğini düşünmeyin, demirhindinin meyveleri yenebilir ve iç yumuşatıcıdır; ayrıca reçel yapımında da yararlanabilir. Meyveleri baharat olarak kullanılır. Tadı ekşi olan bu baharat çok besleyicidir. Birçok yemeğe, salatalara, çorbalara, turşulara katılır. Üzerine toz şeker serpiştirilerek çiğ olarak da tüketilebilir. Ayrıca içki üretiminde, reçel ve şerbet yapımında da kullanılır.

demirhindi

demirhindi

Demirhindi meyvesinin müshil ve iç yumuşatıcı bir etkisi vardır. Tahriş edici olmadığından tehlikesizce ve kolaylıkla kullanılabilir. 20 - 60 gramı müshil etkisi gösterir. Çoğu zaman macun halinde alınır ve demirhindi macunu yapmak için 3 gr papatya tozu, 30 gr sinameki, 50 gr demirhindi yeterince şeker şurubuyla karıştırılır. Afrika mutfağında yaygın olarak kullanılmakla birlikte bugün Hint Asya ve Latin Amerika mutfağında da yemeklere verdiği ekşi tadı ve koyu rengi ile yer almaktadır.Bu bitkinin yaprakları yem olarak da tüketilebiliyormuş ama ülkemizde bu imkana sahip olabileceğimizi sanmıyorum, çünkü Demirhindi, (Tamarindus indica), baklagiller (Fabaceae) familyasından Afrika kökenli olmakla birlikte öteden beri bütün tropikal ülkelerde, özelliklede Hindistan ve Mısır’da yetiştirilen ağaç türü.


Zencefil

Cuma, Haziran 25th, 2010

Zencefil from wikimedia

Zencefil from wikimedia

Bu ara moda olan bitkilerden biri de zencefil. Çeşitli büyük alışveriş merkezlerinde taze olarak da rastlayabiliyoruz.

Anavatanı Hindistan olan bu bitki zaman içerisinde buradan diğer ülkelere yayılmış.

Çeşitleri Jamaika, Çin ve Hint zencefili  olmak üzere üçe ayrılır.1547 yılında Mendozanın getirdiği zencefil değişik sektörlerde kullanım alanı bulmuştur.Zencefil özellikle baharat, bira ve şarap yapımında kullanılmış, çorba ve etli yemeklere katılmıştır.Ayrıca Zencefil kökünden çay, esans, tentür ve natürel ilaç yapılır. Hintçe singovera (boynuz gibi) kelimesinden köken alan zencefil, 2m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yaprak bir gövdeye sarılan boru şeklindeki kısım, bir de gövdeye oturmuş olan iki kısımdan oluşur. Yapraklı sürgünler 1-2m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kiremitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur.

Zencefil from wikimedia

Zencefil from wikimedia

Esasen tropik bölgelerde yetişen bitki Türkiye’nin sıcak bölgelerinde yazın dışarıda, kışın içerde yetiştirilebilir. Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur.

Uzakdoğuda suşi yanında gari adı verilen zencefil turşusu servis edilir.

Karaciğer Dostu Devedikeni

Cumartesi, Haziran 12th, 2010
Devedikeni by Sam van Vlerken

Devedikeni by Sam van Vlerken

İlkokulda harçlıklarınızla kantinden yada okul önündeki seyyar satıcılardan neler alırdınız hatırlıyor musunuz?

  • simit,
  • simit-gazoz,
  • simit-ayran,
  • macun (biz macun derdik hani şu çubuğa dolanan çeşitli renklerdeki yumuşak macun kıvamındaki şekerleme)
  • pamuk şeker
  • bıcı bıcı tatlısı (o zamanlar adını bilmiyordum. Nişastadan yapılan beyaz jölemsi parçalar üzerine gül sulu şerbet diye tarif edebiliriz)

aklıma ilk gelenler bunlar. Ama bir tanesi var ki bugün artık öyle bir şey satıldığını sanmam.

Evet yanlış okumadınız devedikeni. Bir at arabası dolusu deve dikeni ile gelirdi bir amca. Biz kenger-kenker derdik adına. Küçükleri 50 kr büyükleri 1 lira gibi bir fiyata satardı. Alırdık, dikenli kabuklarını soyar içini yerdik. O zamanlar bilmezdik ki çok iyi bir şey yaparmışız aslında. Devedikenin karaciğeri toksik maddelerden arındırıcı etkisi olduğunu bilmezdik haliyle. Her tam olarak faydasını bilmeden yada farkında olmadan tükettiğimiz ve bin yıllardan beri tüketilen gıdalarda olduğu gibi devedikeninde de çok önemli faydalar varmış aslında.

Bu günlerde bağa bahçeye gidersem eski günlerin anısına bir kenker soyup yiyeceğim.

Zeytin Yağı ve Sağlık

Perşembe, Eylül 3rd, 2009
zeytin yağı ve ekmek

zeytin yağı ve ekmek

Zeytin yağı 5000 yıldan fazladır insanoğlunun yararlandığı besinler arasında. Binlerce yıllık tecrübeye ek olarak son yıllarda gerçekleştirilen modern araştırmalar da zeytin yağını soframızın baş tacı etmemizi öğütlüyor. Son zamanlarda zeytin yağı Akdeniz insanlarının güzellik ve sağlık sırrı olarak tüm dünyada gittikçe artan haklı bir üne kavuşuyor.

Zeytin yağı herhangi bir arıtma işlemine ihtiyaç duyulmaksızın tamamen meyveden gelen saflığı ile tüketilebildiği için tüm diğer bitki kökenli yağlar arasında eşsiz bir yere sahip. Yani zeytin yağı içeriğindeki vitaminleri, temel yağ asitlerini ve besin değerini doğadaki saflığı ile koruyabiliyor. Farklı farklı yöntemlerle elde edilebilen zeytin yağları arasında sağlık açısından en makbulü gerçek sızma olanı. Hakiki sızma zeytin yağı zeytinin tüm besin değerini koruduğu için sağlığımız için son derece faydalı ve serbest radikal oksidasyonunun zararlarına karşı güçlü bir antioksidan.

Ayrıca son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalar zeytin yağının, kolesterolü azaltığı, tansiyonu düşürdüğü, trombosit birikimini engellediği ve göğüs kanseri riskini azalttığını gösteriyor.

Tüm bunlara ek olarak sadece içine biraz pul biber bir kaç damla limon -ben nar ekşisini tercih ederim- eklediğinizde bir kaç dilim ekmek eşliğinde size enfes bir ziyafet sunabilecek bir başka yağ türü olmadığını da ekleyebiliriz.

Canınız çektiyse durmayın gidin gönül rahatlığı ve afiyetle yiyin.

Kuşkonmaz yada diğer adıyla Asparagus

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009
Kuşkonmaz

Kuşkonmaz

Kuşkonmaz ismini, çok sonraları duydum. Bu bitkiyi gördüğümde, çocukluğumda dağlardan toplayıp yediğimiz, yöresel adıyla tilkimen olarak adlandırdığımız,bir bitki geldi.Kuşkonmaz, bu bitkinin tombul bir kopyası gibiydi.Yumurta ile beraber tükettiğimiz bu bitki, oldukça lezzetli.Çayırova taraflarında, kimse bilmediği için metrekarede 4-5 filiz topladığımı hatırlıyorum,bir bağı toplamam yaklaşık 10 dakikamı almıştı,oysa ki bizim oralarda bir bağ toplamak için 3 saatlik bir mesaiyi gözden çıkarmanız lazım .

Neyse gelelim kuşkonmaza; bu bitki ile ilgili yazmamı, çok sevdiğim bir arkadaşımın hanımı rica etti.Bayanlar çok ilgi göstermişler bu konuya, değin istersen dedi.

Kuşkonmaz A, B1, B2 ve C vitaminlerinin yanı sıra protein, şeker, yağ ve çeşitli mineralleri de içeren zengin bir üründür. Çorbası yapılır ya da garnitür ve salata olarak yenir. Ben yumurta ile de kavurun derim.

Süs kuşkonmazları içinde en yaygınlarından biri olan tül kuşkonmazı tüy gibi incecik, hoş görünümlü yaprakları için yetiştirilen bir saksı bitkisidir. Bitkinin yaprakları çiçekçilikte buket hazırlamakta da kullanılır

Eskiçağlarda kendi doğal ortamından alınıp taze sürgünleri için yetiştirilmeye başlanan bu sebze, Eski Yunan ve Romalılar’dan beri çok sevilen değerli bir besin kaynağı olmuş. Bugün en çok Fransa, İtalya, Çin ve ABD’de yetiştirilen kuşkonmazın Türkiye’de de taze üretimi gitgide artmaktadır. Istanbul’un Silivri ilçesinde kuşkonmaz bağları bulunmaktadır. Genel bir inanış olarak, kuşkonmazın cinsel olarak uyarıcı yani afrodizyak bir besin olduğu düşünülür. Kuşkonmaz tüketimi, bazı insanlarda idrar kokusuna sebep olur. Bu koku sadece bu kokuya duyarlı kişiler tarafından hissedilebilir. Kuşkonmazın beyaz, yeşil ve mor tipte üretimi vardır.Beyaz üretiminin üzerine toprak atılarak bitkinin güneş görmesinin önlenerek gerçekleştirildiğini hatırlıyorum.

Kumlu ve gevşek topraklarda yetişen Kuşkonmaz besince zengin,Haziran-Temmuz ayları arasında yeşilimsi sarı renkli çiçekler açan, 50-170 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Sulak, kumlu ve killi, kuvvetli topraklarda, ormanlık yerlerde yetişir. Gövdeleri dik, yeşil düzgün yüzlü ve yaygın dallıdır. Dallar dalcıklara ayrılmış olup, ince, yeşil renkli, 3-6 tanesi bir aradadır. Yapraklar küçük ve zarımsıdır. Çiçekler teker teker veya çift olarak yaprakların koltuğunda bulunur. Erkek çiçekler 6 parçalı ve parçalar çan şeklinde birleşmişlerdir. Meyveleri kırmızı veya siyah renklidir. Kuşkonmaz tohum veya pençeden üretilir. İlkbaharda ekilir. Tohum ekiminden ilk hasada kadar geçen süre dört yıldır. Bir kuşkonmaz bahçesinden 20 yıl verim alınabilir.

Eğer bir kuşkonmaz bitkisi hasat edilmeyip doğal haline bırakılacak olursa 170 santimetreye kadar boylanır. Dalları kaplayan ince, iğnemsi yaprakların ardından küçük, sarımsı çiçekler açar; çiçekler daha sonra kırmızı etli meyvelere döner.

Haydi koşup bir bağ ya da bir kavanoz kuşkonmaz alın ve tanımadığınız bu lezzet ile tanışın.


ana sayfa | hayvan | bitki | toprak | uzmana sor | hakkımızda | site haritası

hayvan-bitki-toprak is proudly powered by WordPress
Entries (RSS) and Comments (RSS).