31 Ağustos 2009 ASSAROS

Kuşkonmaz
Kuşkonmaz ismini, çok sonraları duydum. Bu bitkiyi gördüğümde, çocukluğumda dağlardan toplayıp yediğimiz, yöresel adıyla tilkimen olarak adlandırdığımız,bir bitki geldi.Kuşkonmaz, bu bitkinin tombul bir kopyası gibiydi.Yumurta ile beraber tükettiğimiz bu bitki, oldukça lezzetli.Çayırova taraflarında, kimse bilmediği için metrekarede 4-5 filiz topladığımı hatırlıyorum,bir bağı toplamam yaklaşık 10 dakikamı almıştı,oysa ki bizim oralarda bir bağ toplamak için 3 saatlik bir mesaiyi gözden çıkarmanız lazım .
Neyse gelelim kuşkonmaza; bu bitki ile ilgili yazmamı, çok sevdiğim bir arkadaşımın hanımı rica etti.Bayanlar çok ilgi göstermişler bu konuya, değin istersen dedi.
Kuşkonmaz A, B1, B2 ve C vitaminlerinin yanı sıra protein, şeker, yağ ve çeşitli mineralleri de içeren zengin bir üründür. Çorbası yapılır ya da garnitür ve salata olarak yenir. Ben yumurta ile de kavurun derim.
Süs kuşkonmazları içinde en yaygınlarından biri olan tül kuşkonmazı tüy gibi incecik, hoş görünümlü yaprakları için yetiştirilen bir saksı bitkisidir. Bitkinin yaprakları çiçekçilikte buket hazırlamakta da kullanılır
Eskiçağlarda kendi doğal ortamından alınıp taze sürgünleri için yetiştirilmeye başlanan bu sebze, Eski Yunan ve Romalılar’dan beri çok sevilen değerli bir besin kaynağı olmuş. Bugün en çok Fransa, İtalya, Çin ve ABD’de yetiştirilen kuşkonmazın Türkiye’de de taze üretimi gitgide artmaktadır. Istanbul’un Silivri ilçesinde kuşkonmaz bağları bulunmaktadır. Genel bir inanış olarak, kuşkonmazın cinsel olarak uyarıcı yani afrodizyak bir besin olduğu düşünülür. Kuşkonmaz tüketimi, bazı insanlarda idrar kokusuna sebep olur. Bu koku sadece bu kokuya duyarlı kişiler tarafından hissedilebilir. Kuşkonmazın beyaz, yeşil ve mor tipte üretimi vardır.Beyaz üretiminin üzerine toprak atılarak bitkinin güneş görmesinin önlenerek gerçekleştirildiğini hatırlıyorum.
Kumlu ve gevşek topraklarda yetişen Kuşkonmaz besince zengin,Haziran-Temmuz ayları arasında yeşilimsi sarı renkli çiçekler açan, 50-170 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Sulak, kumlu ve killi, kuvvetli topraklarda, ormanlık yerlerde yetişir. Gövdeleri dik, yeşil düzgün yüzlü ve yaygın dallıdır. Dallar dalcıklara ayrılmış olup, ince, yeşil renkli, 3-6 tanesi bir aradadır. Yapraklar küçük ve zarımsıdır. Çiçekler teker teker veya çift olarak yaprakların koltuğunda bulunur. Erkek çiçekler 6 parçalı ve parçalar çan şeklinde birleşmişlerdir. Meyveleri kırmızı veya siyah renklidir. Kuşkonmaz tohum veya pençeden üretilir. İlkbaharda ekilir. Tohum ekiminden ilk hasada kadar geçen süre dört yıldır. Bir kuşkonmaz bahçesinden 20 yıl verim alınabilir.
Eğer bir kuşkonmaz bitkisi hasat edilmeyip doğal haline bırakılacak olursa 170 santimetreye kadar boylanır. Dalları kaplayan ince, iğnemsi yaprakların ardından küçük, sarımsı çiçekler açar; çiçekler daha sonra kırmızı etli meyvelere döner.
Haydi koşup bir bağ ya da bir kavanoz kuşkonmaz alın ve tanımadığınız bu lezzet ile tanışın.
Tags: asparagus, bitkiler, bitkisel, diyet, faydalı bitkiler, kuş konmaz, kuşkonmaz bitkisi, sağlık, şifalı bitki, şifalı bitkiler, şifalı bitkiler kullanımı
Kategori: bitki, bitkisel tedavi, hayvan-bitki-toprak, şifalı bitkiler |
Yorumlar: Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap »
30 Ağustos 2009 TURCOLIVE

transjenik ürünler
Genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri ne anlama geliyor?
Bir canlı türüne başka bir canlıdan gen alıp aktarılarak bu canlıya kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter yada özellik kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara “ Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” veya Türkçe kısaltma karşılığı GDO adı veriliyor.
Dolayısıyla doğada doğal olarak sahip oldukları kalıtımsal özellikleri -genleri- ile yapay yollardan oynanmış tarımsal değeri olan bitki ve hayvanlar için genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri deniyor. Bu gen transferlerinde genellikle daha fazla ve daha kaliteli ürün veren, zararlılara ve hastalıklara karşı daha dayanıklı türler elde etmek amaçlanıyor.
Gen aktarımı bazen birbirine benzer türler arasında olabildiği gibi bazen birbiriyle hiç ilgisi olmayan türler arasında da gerçekleştiriliyor. Hatta gen naklinin yapıldığı hücrelerden biri bitki, diğeri bir insan veya hayvan hücresi ya da bir mikroorganizma da olabiliyor. Yani bir böceğin, bir balığın genleri bir bitki ya da mikroorganizmaya aktarılabiliyor. Bu yolla doğada daha önce bulunmayan yeni canlı türleri dahi oluşturulabiliyor.
Biraz ürkütücü değil mi?
Gittikçe artan açlık tehlikesi ile karşı karşıya olan insanlık için bu bir kurtuluş mu yoksa her bilimsel gelişmenin kötü niyetli insanlar elinde oldukça tehlikeli olacağı düşünülürse bir felaket mi bilmiyorum. Tarih boyunca tüm devrimsel çalışmalarda olduğu gibi bu alandaki değişimin de geri döndürülemez noktada olduğunu düşünüyorum.
Kısaca iyi yada kötü su yolunda akar. Sele kapılan olmamak suya yön veren olmak istiyorsak ülke olarak bu konuda dikkatli hazırlanmış stratejimizin olmasında fayda olduğunu düşünüyorum.
Siz ne dersiniz?
Tags: GDO, genetiği değiştirilmiş, genetiği değiştirilmiş gıdalar, genetiği değiştirilmiş organizmalar, genetik, tarım, transjenik
Kategori: bitki, ekolojik tarım, hayvan, sağlık |
Yorumlar: Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap »
29 Ağustos 2009 TURCOLIVE

liquid gold by tipkodi
Son yıllarda doğal ürünler ve doğal çareler arayanlar arasında zeytin yağının ünü gittikçe artıyor. Her geçen gün zeytin yağının beslenme amacı dışında yeni bir kullanım alanı ile karşılaşıyoruz. Cilt bakımı da bunlardan biri.
Zeytin yağı ile cilt bakımı hiç de yeni bir şey değil aslında. Yazılı antik Yunan metinlerini incelediğimizde 5000 yıl öncesine kadar giden zeytin yağının cilt bakımı için kullanıldığına dair pek çok pasaja rastlıyoruz. Antik çağ atletlerinin yarışmalardan önce bütün vücutların zeytin yağı ile yağlamaları, yıkandıktan sonra tüm vücudun zeytin yağı ile yağlanması hatta ve hatta bir eve misafir olunduğunda sabun havlu gibi banyo malzemelerinin yanında zeytin yağının da verilmesi gibi örnekler Akdeniz ve Egenin bu güzellik sırrı hakkında çok önemli ipucları veriyor.
Son yıllardaki bilimsel araştırmalar ise insanlığın binlerce yıl öncesinden beri pratik amaçlar için kullandığı bu mucizevi yağı -Homeros’un deyişiyle sıvı altın- destekleyen pek çok bulgu sunuyor. En önemlilerinden bir tanesi UVB ışınlarına karşı zeytin yağının koruyucu etkisi. Bilimsel çalışmalar, UVB ışın etkisine maruz kalınmasından hemen sonra cildin zeytin yağı ile nemlendirilmesinin tümör gelişimi ve cilt kanseri riski azaltığını söylüyor.
Yani basitçe ifade edersek zeytin yağı zararlı güneş ışınlarına karşı çok iyi bir koruyucu.
İki yıldır yazları güneşten korunmak için sadece zeytin yağı kullanan biri olarak bu bulguya şaşmadığımı belirtmeliyim. Çünkü zeytin yağı kullanmaya başladığım ilk günden beri güneşin cildimde yarattığı renk değişimi, acı, kaşıntı, kuruluk ve gerginlik gibi olumsuz etkilerin tamamen ortadan kalktığını söyleyebilirim. Kullanımdan saatlerce sonra bile suya dayanıklılığı ve cildinizdeki ipeksi his bilimsel hiç bir bulgu olmasa dahi size faydayı yeterince hissettiriyor. Üstelik bu faydalara son derece ekonomik bir çözüm olmasını da ekleyebiliriz.
Ne diyelim? Deneyin ve görün!
Tags: cilt bakımı, doğal kosmetikler, güneşden korunma, zeytin yağı
Kategori: bitki, ekolojik tarım, sağlık |
Yorumlar: 1 Yorum »
28 Ağustos 2009 TURCOLIVE

elma tomurcuğu
Meyve yetiştiricilerinin çoğunluğu budamanın önemini iyi bilirler. Budama, başarılı bahçe yönetiminde etkin rol oynar ve gereklidir.
Çoğunluk budama bahar canlılığı ve büyümesi başlamadan önceki uyuma sezonunda yapılmalıdır. Fakat yaz budamasının gerekli olduğu durumlar da var. Özellikle genç ağaçlarda bazen yaz budaması bir ihtiyaçtır.
Bütün budama aktiviteleri ağaç üzerinde bodurlaştırıcı etkiye sahiptir. Bilhassa yaz budamasında bu etki daha fazla olur. Yaz budaması yapılan ağaçlarda yaprak alanları azalacağı için, budama yapılmayan ağaçlara göre daha zayıf kök gelişimi meydana gelir. Sonuçta sadece uyuyan sezonda budama yapılmasıyla karşılaştırıldığında yaz budaması yapılan ağaç daha az gelişecektir.
Yaz budaması ile
- Ağacın boyuna büyümesi azaltılır, bodurlaştırılır
- Yan sürgün gelişimi desteklenir
- Meyve tomurcuklarını artışı sağlanır
- Seçilen dalların gelişimi desteklenir
Tags: ağaç budama, ağaç budama zamanı, budama, meyve, meyvecilik, organik tarım, tarım, yaz budaması
Kategori: bitki, ekolojik tarım, toprak |
Yorumlar: Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap »
15 Temmuz 2009 ASSAROS
Türkiye 30 tarım havzasına ayırılıyor. Havzaya uygun üretim yapmayan çiftçi devletin verdiği destekten de yaralanamayacak.
Tarım havzasını; “ülkenin idari yapılanmasına da uygun olarak yönetilebilir büyüklükte, tarım ürünlerinin hem ekonomik hem de ekolojik anlamda yetiştirilebildiği bölge” olarak tanımlayan Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, söz konusu çalışmaya göre ülkede 30 tarım havzası bulunduğunu bildirdi.
Bakan Eker, bu modelin hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceğine karar vermeyi sağlayacağını, üreticilerin, çiftçilerin gelirlerini artıracağını, Türkiye’nin gelecekteki nüfusuna, ekonomisine göre hangi ürünleri ne kadar üreteceğini planlama imkanı tanıyacağını ifade etti.
Havza sınırları, kakanlar kurulu kararı ile belirlenecek
Desteklemenin havzalara göre farklı uygulanabilmesi için, havza sınırlarının, bakanlığın önerisi üzerine bakanlar kurulu kararı ile belirlenmesi gerekiyor. Uygulamaya ilişkin yönetmelikler ise bakanlık tarafından çıkarılacak.
Sınırların belirlenmesine ilişkin bakanlar kurulu kararı ile uygulama yönetmeliğinin bu yıl çıkarılması öngörülüyor. Fark ödemeleri destekleme uygulamaları ise 2010′da başlatılacak.
Model üzerinden destekleme ödemeleri 2011′de yapılacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından “havza bazlı destekleme modeline” baz oluşturmak üzere belirlenen tarım havzaları şöyle:
“-Güney Marmara havzası, -Batı Karadeniz havzası, -Kuzeybatı Anadolu havzası, -Doğu Karadeniz Havzası -Karasu-Aras havzası -Kuzey Marmara havzası -Büyük Ağrı havzası -Söğüt havzası -Çoruh havzası -Yukarı Fırat havzası -Kıyı Ege havzası -Van Gölü havzası -Erciyes Havzası -Kaz Dağları havzası -İç Ege havzası -Gediz havzası -Meriç havzası -Yeşilırmak havzası -Orta Karadeniz havzası -Karacadağ havzası -Zap havzası -GAP havzası -Batı Gap Havzası -Doğu Akdeniz Havzası -Kıyı Akdeniz havzası -Ege Yayla havzası -Orta Kızılırmak havzası -Orta Anadolu havzası -Fırat Havzası -Göller havzası.
Tags: tarım, tarım bakanlığı, tarım havzası, türkiye havzaları
Kategori: hayvan-bitki-toprak, toprak |
Yorumlar: 1 Yorum »