Archive for the ‘ekolojik tarım’ Category

Organik ürünler gerçekten organik mi?

Çarşamba, Mart 17th, 2010
Organik dökme domates from wikimedia

Organik dökme domates from wikimedia

Bu soruyu çok sık duyduğumu itiraf etmeliyim. Son zamanlarda hızla yenilerinin aramıza katıldığını gördüğümüz organik pazarlar, ne kadar amaca hizmet ediyor? Dükkanlar ne kadar güvenli?

Bu sorunların temelinde yatan sorun dürüstlük. Avrupada bu işlerin temel felsefesinde yatan gönüllüllük ilkesi. Yani üretende, tüketende gönüllü bir felsefe doğrultusunda yaşayan insanlar. Oysa bizim yaklaşımımız daha çok para kazanma odaklı gibi. Kişisel tecrübelerim, bu pazarlarda satılan ürünlerin organik olduğu yönünde, ama tabii ki her işte bir kaçak olduğu gibi bu meyve ve sebzelerin arasına organik olmayan ürünlerin karıştırılması söz konusu olabilir.

Sistem şöyle işliyor. Organik üretim yapmak isteyen çiftçi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş özel kuruluşlara sertifika edinmek üzere başvuruyor. Sertifika kuruluşu sözkonusu araziye gidip, bu arazide organik üretim yapılıp yapılamayacağını belirliyor. Eğer üretim yapılamayacak bir yer ise yapacak birşey yok. Ancak üretim yapılabilecek bir yer ise , üretilecek ürüne göre bu arazilerin geçiş süresi dediğimiz süreleri bulunmakta. Bu süre boyunca arazi boş bırakılıyor ya da bu araziden organik üretim metodu ile üretilmiş ürün alınabiliyor. Ancak bu süre içerisindeki ürüne geçiş ürünü deniyor ve organik logosu kullanamıyor.

Bu sürenin bitiminde organik üretim metodları ile üretilmiş ürünler sertifika kuruluşu tarafından sertifikalandırılıyor. (Tabi bu üretim esnasında sertifika kuruluşu üretimi belli zamanlarda denetliyor, şüpheli durumlarda analizler yapıyor) Sertifikalandırılmış müteşebbis ürününü hasat etmeden önce sertifika kuruluşunu arıyor ve hasat miktarı kadar ürünü ürün sertifikası ile sertifikalandırıyor ve ürünü pazar sunuyor. Eğer ürün paketlenecekse sertifika kuruluşu burda da devreye giriyor ve paketleme işi de sertifikalandırılıyor.

Peki biz tüketiciler nelere dikkat edeceğiz?
-Satıcıya müteşebbis sertifikasını soracağız.
-Satıcıya ürün sertifikasını soracağız.
-Bu sertifikalar ile tezgahta satılan ürün aynı mı ona bakacağız(domates yazıyor ise domates)
-Kış içerisinde organik olarak üretilmesi çok zor olan ürünlerin fiyatlarına bakacağız. Fiyatın çok yüksek olması gerekir, çünkü üretim çok pahalıya mal olur. (İthal ediliyor da olabilir.)

Bu belgeleri gösteremiyen satıcılardan kesinlikle mal almamız gerekir.

Üç şeyi unutmayalım;
1-Sertifikalandırılmamış hiç bir ürün doğal üretim metodları ile de üretilse organik değildir.
2-Organik ürün çürük çarık, kurtlu ürün demek değildir.Üretim metodu çok gelişmiş, zor, meşakkatli ve pahalı bir üretim metodudur. Daha çok iş gücü ve daha az ürün demektir.
3-Semt pazarlarında organik ibaresine rastlayabilirsiniz itibar etmeyin, sertifikalarını sorduğunuzda organik olmadığını göreceksiniz.(Organik ürünler hal yasasından muaftırlar.Hale girmeden satılabilirler.)

Organik gıdalar daha mı besleyici?

Çarşamba, Eylül 9th, 2009
organik elma

organik elma

Pek çoğumuz organik ürünlerin daha besleyici, daha lezzetli ve daha sağlık olduğunu düşünüyor olabiliriz. Peki araştırmalar bu konuda ne diyor?

Bilimsel araştırmalar organik yöntemlerle üretilen gıdaların konvansiyonel yöntemlerle üretilenlere göre daha besleyici olduğu yönünde somut bulgular sunamıyor. Öte yandan organik ürünlerin insan sağlığına daha faydalı olduğu konusunda da çoğunluk araştırmalar somut kanıtlar ileri süremezken bazı çalışmalarda geleneksel olarak yetiştirilen ürünler ile karşılaştırıldığında, organik meyve ve sebzelerin yüksek besin düzeyleri olduğu yönünde sonuçlar elde edilmiş. Tat konusunda ise araştırmalar daha pozitif. 2001 yılında yapılan bir çalışmada kontrolörler gözleri bağlı olarak organik yöntemle üretilen ve geleneksel yöntemle üretilen elmaları tadıyorlar. Sonuç; organik elmalar kazanıyor. Antioksidanlar bakımından ise organik ürünler açık ara önde. 2007 tarihli çalışmalara göre organik sebzeler %40, organik süt %60 daha fazla antioksidan içeriğe sahip.

Geçen sene hiç bir yabancı kimyasal madde sokmamaya çalıştığımız bahçemizdeki elma ağacının ilk elmalarını yedik. Uzun yıllardan beri böyle lezzetli sert ve sulu elma yememiştim. Bu sene de elmaların olgunlaşmasını dört gözle bekliyorum.

Benim oyum organikten yana ya sizinki…

Zeytin Yağı ve Sağlık

Perşembe, Eylül 3rd, 2009
zeytin yağı ve ekmek

zeytin yağı ve ekmek

Zeytin yağı 5000 yıldan fazladır insanoğlunun yararlandığı besinler arasında. Binlerce yıllık tecrübeye ek olarak son yıllarda gerçekleştirilen modern araştırmalar da zeytin yağını soframızın baş tacı etmemizi öğütlüyor. Son zamanlarda zeytin yağı Akdeniz insanlarının güzellik ve sağlık sırrı olarak tüm dünyada gittikçe artan haklı bir üne kavuşuyor.

Zeytin yağı herhangi bir arıtma işlemine ihtiyaç duyulmaksızın tamamen meyveden gelen saflığı ile tüketilebildiği için tüm diğer bitki kökenli yağlar arasında eşsiz bir yere sahip. Yani zeytin yağı içeriğindeki vitaminleri, temel yağ asitlerini ve besin değerini doğadaki saflığı ile koruyabiliyor. Farklı farklı yöntemlerle elde edilebilen zeytin yağları arasında sağlık açısından en makbulü gerçek sızma olanı. Hakiki sızma zeytin yağı zeytinin tüm besin değerini koruduğu için sağlığımız için son derece faydalı ve serbest radikal oksidasyonunun zararlarına karşı güçlü bir antioksidan.

Ayrıca son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalar zeytin yağının, kolesterolü azaltığı, tansiyonu düşürdüğü, trombosit birikimini engellediği ve göğüs kanseri riskini azalttığını gösteriyor.

Tüm bunlara ek olarak sadece içine biraz pul biber bir kaç damla limon -ben nar ekşisini tercih ederim- eklediğinizde bir kaç dilim ekmek eşliğinde size enfes bir ziyafet sunabilecek bir başka yağ türü olmadığını da ekleyebiliriz.

Canınız çektiyse durmayın gidin gönül rahatlığı ve afiyetle yiyin.

Genetiği Değiştirilmiş Tarım Ürünleri İnsanlığın Kurtuluşu mu, Felaketi mi?

Pazar, Ağustos 30th, 2009
transjenik ürünler

transjenik ürünler

Genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri ne anlama geliyor?

Bir canlı türüne başka bir canlıdan gen alıp aktarılarak bu canlıya kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter yada özellik kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara “ Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” veya Türkçe kısaltma karşılığı GDO adı veriliyor.

Dolayısıyla doğada doğal olarak sahip oldukları kalıtımsal özellikleri -genleri- ile yapay yollardan oynanmış tarımsal değeri olan bitki ve hayvanlar için genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri deniyor. Bu gen transferlerinde genellikle daha fazla ve daha kaliteli ürün veren, zararlılara ve hastalıklara karşı daha dayanıklı türler elde etmek amaçlanıyor.

Gen aktarımı bazen birbirine benzer türler arasında olabildiği gibi bazen birbiriyle hiç ilgisi olmayan türler arasında da gerçekleştiriliyor. Hatta gen naklinin yapıldığı hücrelerden biri bitki, diğeri bir insan veya hayvan hücresi ya da bir mikroorganizma da olabiliyor. Yani bir böceğin, bir balığın genleri bir bitki ya da mikroorganizmaya aktarılabiliyor. Bu yolla doğada daha önce bulunmayan yeni canlı türleri dahi oluşturulabiliyor.

Biraz ürkütücü değil mi?

Gittikçe artan açlık tehlikesi ile karşı karşıya olan insanlık için bu bir kurtuluş mu yoksa her bilimsel gelişmenin kötü niyetli insanlar elinde oldukça tehlikeli olacağı düşünülürse bir felaket mi bilmiyorum. Tarih boyunca tüm devrimsel çalışmalarda olduğu gibi bu alandaki değişimin de geri döndürülemez noktada olduğunu düşünüyorum.

Kısaca iyi yada kötü su yolunda akar. Sele kapılan olmamak suya yön veren olmak istiyorsak ülke olarak bu konuda dikkatli hazırlanmış stratejimizin olmasında fayda olduğunu düşünüyorum.

Siz ne dersiniz?

Zeytin Yağı ve Cilt Bakımı

Cumartesi, Ağustos 29th, 2009
liquid gold by tipkodi

liquid gold by tipkodi

Son yıllarda doğal ürünler ve doğal çareler arayanlar arasında zeytin yağının ünü gittikçe artıyor. Her geçen gün zeytin yağının beslenme amacı dışında yeni bir kullanım alanı ile karşılaşıyoruz. Cilt bakımı da bunlardan biri.

Zeytin yağı ile cilt bakımı hiç de yeni bir şey değil aslında. Yazılı antik Yunan metinlerini incelediğimizde 5000 yıl öncesine kadar giden zeytin yağının cilt bakımı için kullanıldığına dair pek çok pasaja rastlıyoruz. Antik çağ atletlerinin yarışmalardan önce bütün vücutların zeytin yağı ile yağlamaları, yıkandıktan sonra tüm vücudun zeytin yağı ile yağlanması hatta ve hatta bir eve misafir olunduğunda sabun havlu gibi banyo malzemelerinin yanında zeytin yağının da verilmesi gibi örnekler Akdeniz ve Egenin bu güzellik sırrı hakkında çok önemli ipucları veriyor.

Son yıllardaki bilimsel araştırmalar ise insanlığın binlerce yıl öncesinden beri pratik amaçlar için kullandığı bu mucizevi yağı -Homeros’un deyişiyle sıvı altın- destekleyen pek çok bulgu sunuyor. En önemlilerinden bir tanesi UVB ışınlarına karşı zeytin yağının koruyucu etkisi. Bilimsel çalışmalar, UVB ışın etkisine maruz kalınmasından hemen sonra cildin zeytin yağı ile nemlendirilmesinin tümör gelişimi ve cilt kanseri riski azaltığını söylüyor.

Yani basitçe ifade edersek zeytin yağı zararlı güneş ışınlarına karşı çok iyi bir koruyucu.

İki yıldır yazları güneşten korunmak için sadece zeytin yağı kullanan biri olarak bu bulguya şaşmadığımı belirtmeliyim. Çünkü zeytin yağı kullanmaya başladığım ilk günden beri güneşin cildimde yarattığı renk değişimi, acı, kaşıntı, kuruluk ve gerginlik gibi olumsuz etkilerin tamamen ortadan kalktığını söyleyebilirim. Kullanımdan saatlerce sonra bile suya dayanıklılığı ve cildinizdeki ipeksi his bilimsel hiç bir bulgu olmasa dahi size faydayı yeterince hissettiriyor. Üstelik bu faydalara son derece ekonomik bir çözüm olmasını da ekleyebiliriz.

Ne diyelim? Deneyin ve görün!


ana sayfa | hayvan | bitki | toprak | uzmana sor | hakkımızda | site haritası

hayvan-bitki-toprak is proudly powered by WordPress
Entries (RSS) and Comments (RSS).