Archive for Temmuz, 2009

Türkiye’de 30 Tarım Havzası

Çarşamba, Temmuz 15th, 2009

Türkiye 30 tarım havzasına ayırılıyor. Havzaya uygun üretim yapmayan çiftçi devletin verdiği destekten de yaralanamayacak.

Tarım havzasını; “ülkenin idari yapılanmasına da uygun olarak yönetilebilir büyüklükte, tarım ürünlerinin hem ekonomik hem de ekolojik anlamda yetiştirilebildiği bölge” olarak tanımlayan Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, söz konusu çalışmaya göre ülkede 30 tarım havzası bulunduğunu bildirdi.

Bakan Eker, bu modelin hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceğine karar vermeyi sağlayacağını, üreticilerin, çiftçilerin gelirlerini artıracağını, Türkiye’nin gelecekteki nüfusuna, ekonomisine göre hangi ürünleri ne kadar üreteceğini planlama imkanı tanıyacağını ifade etti.

Havza sınırları, kakanlar kurulu kararı ile belirlenecek

Desteklemenin havzalara göre farklı uygulanabilmesi için, havza sınırlarının, bakanlığın önerisi üzerine bakanlar kurulu kararı ile belirlenmesi gerekiyor. Uygulamaya ilişkin yönetmelikler ise bakanlık tarafından çıkarılacak.

Sınırların belirlenmesine ilişkin bakanlar kurulu kararı ile uygulama yönetmeliğinin bu yıl çıkarılması öngörülüyor. Fark ödemeleri destekleme uygulamaları ise 2010′da başlatılacak.

Model üzerinden destekleme ödemeleri 2011′de yapılacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından “havza bazlı destekleme modeline” baz oluşturmak üzere belirlenen tarım havzaları şöyle:

“-Güney Marmara havzası, -Batı Karadeniz havzası, -Kuzeybatı Anadolu havzası, -Doğu Karadeniz Havzası -Karasu-Aras havzası -Kuzey Marmara havzası -Büyük Ağrı havzası -Söğüt havzası -Çoruh havzası -Yukarı Fırat havzası -Kıyı Ege havzası -Van Gölü havzası -Erciyes Havzası -Kaz Dağları havzası -İç Ege havzası -Gediz havzası -Meriç havzası -Yeşilırmak havzası -Orta Karadeniz havzası -Karacadağ havzası -Zap havzası -GAP havzası -Batı Gap Havzası -Doğu Akdeniz Havzası -Kıyı Akdeniz havzası -Ege Yayla havzası -Orta Kızılırmak havzası -Orta Anadolu havzası -Fırat Havzası -Göller havzası.

Karayemiş

Çarşamba, Temmuz 15th, 2009
Karayemiş from wikipedia

Karayemiş from wikipedia

Vatanı Anadolu olup Karayemişin ülkemizde ise Taflan, Karamış, Kattak Laz gürcü Kirazı Tçko Tanal kısaca karayemiş olarak isimlendirilen bitkiye; Rize, Trabzon, Bartın, Bolu, İzmit, Adapazarı, İstanbul, Bursa ve Osmaniye de orman ve orman kıyılarında doğal olarak rastlanır.

Karayemiş 5-6 m boyunda veya boylu çalı şeklinde kışın yaprağını dökmeyen ağaççıktır. Özellikle kayın ormanlarının altında yer alır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora bitkisidir. Parkçılıkta gruplara karıştırıldığı gibi tek olarak da kullanılır. Makaslanmaya gelen bir çittir. Güneşli yarı gölge kuytu nemli deniz iklimlerinde asitlik derin nemli humuslu –killi-kumlu topraklarda yetişir. Üretilmesi çelik ve tohumla yapılan ve şimdiye kadar herhangi bir zararlı ve hastalığına rastlanmayan karayemiş, fındık bahçelerinin karayel yönüne dikilerek bahçenin rüzgardan korunmasını sağladığı gibi görülmesi istenmeyen hela depo vs gibi yerlerin gizlenmesinde de kullanılır.

5-15 cm boyundaki yaprakları kısa saplı uzun şerit halinde ve deri gibi serttir. Sivri uçlu tam kenarlı veya düzensiz seyrek dişlidir. Üst yüzü koyu yeşil alt yüzü açık renkli ve tüysüzdür. Şekil ve parlaklığı bakımından manolyaya benzer. Yaprak orta damarı alt yüzde bariz çıkıntı yapar. Açık renkli yeşil renkteki genç sürgünleri tüysüzdür.

Bitkiler dünyasının geniş bir ailesi gülgiller familyasından olan karayemişin nisan-mayıs aylarında beyaz açan çiçekleri 5-1 cm boyundaki dik bir eksen üzerinde sıralanır ve 30-35 tanesi bir arada salkım teşkil eder.

Karayemiş yaprakları

Karayemiş yaprakları

Zeytin biçimindeki tek çekirdekli sivri çarpık yumurta biçimli az-çok sulu mayhoş buruk meyveleri 8-10 mm boyunda önceleri yeşil olgunlaşınca siyaha yakın bir renk alır. Sarı kırmızı alacalı olanlarıda vardır.

Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ile Antalya Narenciye Enstitüsü’nün 3 yıldır ortaklaşa gerçekleştirdiği karayemiş seçimi çalışmalarıyla , bölgede 100’ün üzerinde farklı tip tespit edilmiştir.Farklı tipler çoğaltılarak deneme bahçeleri kurulmuştur.

Büyüme biçimi ,yaprak boyu ve şekli kışa dayanıklılık açısından farklı 20 bodur türü bulunan bulunan karayemişin yabancı literatürde önemli 9 çeşidi vadır. Bunlar Angustifolia ( yaprakları ince ve şerit biçimli) Ottoluyken (yavaş gelişmeli) Pyramidalis (dar tepeli pramit Formlu ) Schipkaensis (Bulgaristan kökenli bol çiçekli kışa dayanıklı ) Schipkaensis Macrophylla (gevşek dokulu Zabelina (sarkık formlu kent iklimine dayanır.

Ülkemizde ise meyve biçimi ve meyvenin olgunlaşma mevsimine göre 7 karayemiş çeşidi vardır.

Su (acı) (temmuz ortası acımsı –buruk –lezzetli ) Vavul (çok etli ve az lezzetli Yabani (temmuz ilk haftası buruk lezzetli ) Ağustos İstarvit (meyveler genç ve kırmızı renkte olgunlaşır.) Orak (selvi) (temmuz ortası tatlı lezzetli ) Ayran (beyaz) (haziran ortası tatlı lezzetli ) Kiraz (ekmek ) karayemişleri (haziran ortası mayhoş –hafif buruk)

Karayemişin meyveleri yenir (sindirimi kolay ) pekmez reçel ve tuzlaması yapılır. Fırında kurutularak yada kavrularak da tüketilir. (şeker hastalığına karşı) Tokluk hissi verdiğinden diyet olarak kullanılır. Pasta kek ve özellikle hoşaf ve kompostolara koku ve tat kazandırmak için ilave edilir. Hemoroite iyi gelir. İdrar söktürücü. Sigaraya karşı isteksizlik doğurur. Mide ülseri ve barsak tembelliğini giderir. (meyve sıkılırsa Özsuyu egzamaya meyveler çekirdekleri ile toz edildikten sonra balla karıştırılır, bronşite iyi gelir.

Karayemiş çiçeği

Karayemiş çiçeği

Yaprakları çiçek açma döneminde zehirlidir Gelişmesini tamamlayan taze yaprakları elle toplanır. Destile edilerek eczacılıkta kullanılan Laura Cerasin maddesi elde edilir. Bazı ilaçlara tat ve koku (kremlerde) verici olarak kullanılır.

Yaprağın bileşimi glikoz tanen kalsiyum oksalat emulsin prulaurasin benzoik asit siyanidrik asittir. (zehirlidir,çekirdekte de bulunur.yapraktan elde edilen su fazla kullanılırsa baş dönmesi kusma karın ağrısı yapar) Taş düşürücü spazm çözücü sakinleştirici uyku verici kalp çarpıntısını gidermek ve kan şekerini düşürmek için kullanılır.

Dış ticarette fidan alımıyla ithal hanemize yazılan ve Türkiye’den başka yerlerde sadece süs bitkisi olarak değerlendirilen (meyvesi yenmeyen ) Karayemişin süs bitkisi olarak ithal edilenlerin 10-15 milyon TL. den satılmaktadır.

Kaynak:İstanbul Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Broşürü

Ahududu / Frambuaz (Rubus idaeus)

Çarşamba, Temmuz 15th, 2009
Ahududu from wikipedia

Ahududu from wikipedia

Gülgiller (Rosaceae) familyasından, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü olan ahududu özellikle avrupada pasta ve reçel yapımında kullanılır.

Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer.

İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın çok kısa bir dönemde yetişen vahşi türü ve sürekli meyve veren türü.

Ahududu yaprakları, taze veya kurutulmuş olarak bitki çaylarında kullanılır. Yaprakları 3′lü veya 5′li gruplar halinde bulunur ve altları gümüş-beyaz renktedir.

Ahududunun yetiştirilmesi ve iklim isteklerine ait bilgileri sitemiz bitki sekmesinden ulaşabilirsiniz.

Kanolanın Önemi!

Salı, Temmuz 14th, 2009
Kanola from Wikimedia

Kanola from Wikimedia

Bitkisel yağ kaynağı olarak kanola yağlı tohumlu bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yerfıstığı arasında üretim açısından üçüncü sırada bulunmaktadır. Dünya da yıllık üretimi 22 milyon ton civarındadır. En çok üreten ülkeler Çin, Hindistan, Kanada, Polonya, Fransa, Pakistan, Almanya ve İngiltere dir.

Ülkemizde ise Balkanlardan gelen göçmenler ile Kolza adı ile 1960 yıllarında getirilmiş ve Trakyada ekim alanı bulmuştur. Ancak kolza ürününün yağından insan sağlığına zararlı erusikasıt, küspesindede hayvan sağlığına zararlı glukosinolat bulunması nedeniyle 1979 yılında ekimi yasaklanmıştır. Kolzada erusik asit ve glukosinolat ihtiva etmeyen çeşitler araştırmalar sonucu geliştirilmiştir. Bu çeşitler Kanada da ıslah edildiği için kanola adı verilmiştir. Ülkemiz’ de bitkisel yağ açığını kapatmak için kanola tarımını yaygınlaştırma çalışmaları yapılmaktadır.

Ülkemizde rapiska , rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola, kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir. Kanola tanesinde bulunan %38-50 yağ ve %16-24 protein ile önemli bir yağ bitkisidir. Ülkemizde kanola ekilişi yok denecek kadar az düzeydedir.

Kanola bitkisinin kışlık çeşidinin ülkemizde uygun iklim koşullarında buğday ile ekim nöbetine girmesi sonucu ekim nöbeti zenginleşebileceği gibi yağ açığının kapatılmasına da önemli katkısı olacaktır .Bu bitkinin yetişmesi için uygun iklim koşulları Ege, Çukurova, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu’nun pamuk, Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde ise ayçiçeği ve buğday ekilen alanlarında mevcuttur.

Kanola çeşitlerinden elde edilen bitkisel yağ besin değeri ve içeriği bakımından zeytin yağı ve yerfıstığı yağının kalitesine yakın olup,dünya kanola üretimin önemli bir kısmı insan beslenmesinde kullanılmaktadır.

Kanola tohumlarında yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan küspe değerli bir hayvan yemidir. Küspesinde %38-40 protein bulunduğundan soya küspesi ile karıştırılıp hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Kanola arıları cezbeden sarı çiçeklere bol miktarda sahip olduğundan arıcılar içinde değerli bir bitkidir. Bunun yanında kolza olarak isimlendirdiğimiz erusik asit oranı yüksek olan çeşitlerden elde edilen yağlar sanayide, elektrik trafolarında, bioyakıt olarak ta %5 oranında mazota katılarak Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde değerlendirilmektedir.

Trakya bölgesinde 54 civarında kapasitesi 2 milyon tonun üzerinde ayçiçeği ürününü işleyen yağ fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların ürün işleme kapasitesi Türkiye’nin bitkisel yağ ihtiyacının tamamından fazlasını işleyebilecek düzeydedir. Türkiye ayçiçeği üretimi 850-950.000 ton civarında yetersiz bir düzeyde olduğundan bu yağ fabrikaları hammadde yetersizliğinden asitlerinden ancak % 30-40’ını kullanmaktadırlar (inan ve gaytancı oğlu,1996). Oysa ayçiçeğinin olmadığı dönemde olan temmuz ayından itibaren fabrikalar kanola ürünü işleyerek kapasitelerini değerlendirme şansına sahip olabilirler.

Kaynak:İstanbul Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Broşürü

Anız Yangınlarına Engel Olalım !

Salı, Temmuz 14th, 2009
Anız yangını

Anız yangını

Anız ve Anız Yakma Nedir?

Buğday ve arpa gibi tahıllar hasat edildikten sonra tarlada geriye kalan köklü sap veya sürülmemiş tarlaya anız denilmektedir.Ayrıca tarla yüzeyinde anıza ilave biçerdöverin hasat sırasında arkasında bıraktığı sap samandan oluşan namlularda bulunmaktadır.

Gerçekte bilinçli olan çobanlar, anızların hayvanlarına kıymetli yem ve otlak oluşturduğunu bilmektedirler ve anız yakılmasına kesinlikle karşıdırlar. Anızların önemini bilen çiftçiler de, bitki artıklarının sürümle toprak altına karıştırılmasının organik madde ile humusu sağlamada çok gerekli bir doğal kaynak olduğunu bilirler ve yakılmasını istemezler.

Anızlar yakıldığında tarla toprağı yüzeyinde 252 santigrat dereceyi bulan yakıcı bir sıcaklık oluşmaktadır. Bu yüksek sıcaklık toprağın üst katmanlarındaki kil gibi toprak parçacıklarını pişirmekte, topraktaki bir çok faydalı mikroorganizma ve solucan gibi küçük canlıları yakarak öldürmektedir. Ayrıca anız yakılması sonucu oluşan yüksek sıcaklık toprağın üzerindeki sap, anız gibi artıkları yakarken toprağın üst tabakasındaki organik maddeyi de yakmakta, bazı mikroelementleri bitkilerin faydalanamayacağı forma dönüştürmekte ve bu gibi tarlalarda yetişen ürünlerde makro ve mikro besin maddesi noksanlıkları görülmektedir.


ana sayfa | hayvan | bitki | toprak | uzmana sor | hakkımızda | site haritası

hayvan-bitki-toprak is proudly powered by WordPress
Entries (RSS) and Comments (RSS).